Alevi "Ajanlar" Devri
Alevi "Ajanlar" Devri
Aslında hiçbir zaman kişileri hedef alan yazılarla yola çıkmayı istemem. Ancak bazı kişiler vardır ki kişilikleri bir hata veya bir genel söylem üzerine oturmaz ve onlar toplumun sorunlu kişileri olmaktan öte, hiç beklenmeyen ilişkilerin adamıdırlar.
Alişan Hızlı kimdir diye şöyle bir araştırma yapmak zorunda kaldım çeşitli yerlerde açıklamalarını ve çalışmalarını görünce. Saf bir insan olarak yola çıkmak gibi bir şey değil bu. Bazı söylemleri ve icraatları insanı rahatsız ediyor. Bu o kişi hakkında bir fikrimizin olması için onu daha yakında tanımaya itiyor insanı.
Alişan Hızlı. Aklıma takılan bir sürü soru işareti taşıyor açıklamalarıyla. İlişkilerini bir ‘ajan’ gibi taramak onu bir şey ile ilişkilendirmek amacıyla yola çıkmam sözkonusu değil elbette. Başta yazdığım gibi kimse kimsenin kişiliği üzerinden yola çıkmaz herhalde. Böyle bir şey hastalıklı bir diyalog ve çözümleme biçimidir elbette.
Açıklamalarını ve icraatlarını bütün olarak görmem ve ulaşmam mümkün değil elbette. Ancak her Alevilik çalışan ve her Alevi gibi ben de benim de içinde bulunduğum bir dünyanın şekillenişi üzerinde hareket edenler konusunda bir birikim ve alt yapı oluşturma hakkına doğal olarak sahibim. Bu yazının bütünü de bundan çıkmıştır. Başkaca da bir amacım olamaz.
Hızlı ile ilgili bilgileri toplayabileceğimiz en önemli kaynaklar yine onun demeçleri arasında ve etkinlikleri arasında çıkıyor doğal olarak. Bazı konuşmaları icraatları ve bu konuşma ve icraatları etrafında ortaya çıkan dünya görüşü beni rahatsız etsin etmesin onun görüşleridir ve saygı duyulmayı gerektirir. Ancak onun içinde yaşadığı ve ‘canını feda ettiği’ni söylediği toplumuna ne kadar yararlı ve bu pratikleri arasında nereye varmaya çalıştığını görmeye çalışmak herhalde normal bir durum olmalı.
Alişan Hızlı’nın Provakasyon Korkusu
Onu son açıklamalarından yola çıkarak tanımaya çalışıyorum. “Alevi kanaat önderlerinin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) dışındaki partilerden aday olanlar ile ilgili yaptığı olumsuz açıklamalara Almanya’dan da tepki geldi.” diye Zaman Gazetesi’nin her zamanki bir klişe cümlesiyle yolumu arıyorum. Bu bir soru işaretidir. Alevi kanaat önderi ne demek ki öncelikle. Bir de bu önderleri neden hep Zaman gibi gazeteler bulur ki. Bu kişilerden biriymiş Alişan Hızlı. Hem de Cem Vakfı Avrupa Koordinatörüymüş. Hızlı’nın bir açıklaması bir yana Cem Vakfı’nın son zamanlardaki tutumunu belirleyen zayıf ve basit cümlelerle kurulan sokak jargonu ifadeleriyle karşılaşıyorum; “ Bu kişilerin Alevi toplumuna yarar sağlamaktan öte zarar veren kişiler olduklarına işaret ederek “Tamamen provokasyon” peşinde olduklarını söyledi.” İlginç değil mi. Tamamen eski bir polis şefi ağzı. Eski diyorum, çünkü polisler artık bu ağzı kullanmıyorlar dünyanın hiçbir yerinde. Zaman Gazetesi ve Hızlı’nın açıklamalarına devam ediyoruz; “AK Partiden aday adayı olan Alevi kesimin önemli kanaat önderlerinden olan Reha Çamuroğlu’nun şahsını hedef alan açıklamaları değerlendiren Alişan Hızlı “Reha Çamuroğlu’na saygı duyuyorum. O kişiler Reha Çamuroğlu’nu kıskandıklarından öyle açıklama yapıyorlar” sözleri ile tepki gösterdi ve hiç bir parti ayırımı yapmadıklarını, kim Türkiye’nin ve Alevilerin sorunlarına yaklaşım gösterirse onlarla beraber olduklarını ifade ederek “Laik Türkiye cumhuriyetinin yanlısı olan gerçek demokratların yanındayız” dedi. (Dilbilgisi hataları ve bold yazım gazeteye aittir.) Hızlı, bu kişilerin “Avrupa kapılarında azınlığız” diye Türkiye’yi şikayet ettiklerini, Almanya’da “Biz İslam’ın dışındayız” dediklerini sonra da gidip Türkiye’de demokratik cumhuriyetten bahsettiklerini ifade ederek, bu kişilerin Alevi toplumunu temsil etmediklerini söyledi. Bu tip insanların anne babalarından dolayı Alevi olabileceklerini ama Alevi inancını taşımadıklarını vurgulayan Hızlı, bu kişilere bağlı derneklerden kendilerine bir çok şikayetin geldiğini, tabanda hiç bir destekleri olmayan bu kişiler tamamen provokasyon peşinde olduklarını bildirdi.
Hızlı açıklamasında, “Bunların geldiği örgütleri de tanıyoruz, bunlar Alevi olamaz. Bunlar Alevi toplumuna yarar değil zarar getiriyorlar. Alevi toplumuyla artık kimse oynamasın, bizler kimlerin arkasından gideceğimizi biliyoruz. İslamın dışında Aleviliği konuşan kişi Alevi olamaz, halkımız buna tepkisini koyuyor” dedi. Bu kişilerin her seçimde çıkarak siyasi partilerle pazarlık ettiklerini belirten Hızlı, bunlar sol partilerden aday olmayanları ihanetle suçlamakla, provokasyon yapmaya çalıştıklarını kanıtladıklarını söyledi. (Bu kanıtlara benim de tüm Alevilerinin de ihtiyacı var doğrusu.) Alişan Hızlı, Türkiye’nin kamplaşmadan hiç bir şey kazanmadığını, Avrupa’da yapmış olduklarını “Birlik Cemleri” ile halkın kaynaşmasına, kardeşliğin pekişmesine çalıştıklarını ifade ettiği konuşmasının sonunda; ‘22 Temmuz 2007 de Türkiye’de yapılacak olan genel seçimlerin ülkemiz, milletimiz ve dünya barışı için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Halkımızın seçtiğine saygı duymak lazım. Alevi kesimden hangi partiden aday olurlarsa olsunlar saygı duyuyoruz’ diyerek demokrasinin dışında hiç bir çözümden yana olmadıklarını vurguladı.” Bu konuşmayı bütün olarak aldım. Elbette bir kanaat önderinin konuşmasına tümüyle yer vermek gerek. Bu konuşmanın yayınlanış tarihi 23 Mayıs 2007. Yer Zaman Gazetesi.
Daha önceki çalışma ve konuşmalarına bakıyorum biraz da. Ne de olsa kanaat önderi. Merak insanı daha ayrıntıya götürüyor; “Son yıllarda “Almanca İslam din dersleri” konusunda yoğun tartışmalar yaşandı.” Bu sözler de aynı gazeteden. Bakalım ne diyor. Görüşler yine Hızlı’dan; “Farklı görüşler ortaya çıktı. Fakat sorunun özü ortaya çıkamadı, konunun özüne inilemedi veya inilmek istenmedi, tutumlar, bazı örgütlerin ve Alman devletinin etki alanı içinde kalınarak belirlendi. Almanca İslam din derslerini savunan kervana Alevi Federasyonun da katılımı olaya yeni bir boyut kazandırdı. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, 'Almanca Alevi din dersleri' için girişimlerde bulunuyordu. Bazı güçlerin Türk toplumunu bölmeye ve Türkleri ülkemize karşı kullanılacak bir güç haline getirmeye çalışmasına seyirci kalamayız. Ayrımcı davranış içinde olan kuruluşların ve bazı Alevi demeklerinin Alevi Birlikleri Federasyonu'nun ayrımcı tutumlarına karşı tavizsiz mücadele edeceğiz. 'Aleviliği İslam dışı gören anlayışlar nasıl Alevi din dersi vermeye talip olabilirler.” Açıklamalarını dönüp yeniden okuyorum, Hep bir paranoyak hal hakim açıklamalarında. Bölünme, provakasyon, güvensizlik, bazı güçler, tavizsiz mücadele edeceğiz vb. kalıplar. Tuhaf Aleviliğin bu tür bir sorunlu alanı mı var acaba. Silah belinde veya omzunda savaş alanında konuşan bir paranoyakla mı karşı karşıyayım yoksa. Soruyorum kendi kendime. Ve bu kişi bir kanaat önderi mi? Savaşta önde bir komutan mı yoksa ilindeki bilgiyi satan biri mi anlayamadım? Devam ediyorum. Acar muhabirliği ele aldık bir kez, durmak olmaz.
Başbakan Dahilinde Bağış
Başka kaynaktan bilgi bulamadığım için yapacak birşey yok. Belgemiz yine Zaman Gazetesi. Okuyoruz. Ne yazıyor; Almanya merkezli ve AKP'nin Avrupa örgütü sayılabilecek Avrupa Türk Demokratlar Birliği(UETD) kuruldu. Merkezi Köln. Bu örgütün açılışına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da katıldı."Açılışa gelen (UETD'nin) Cem Vakfı'nın Cebe'ye, (UETD Başkanı Fevzi Cebe) Erdoğan'ın yanında destek verdiğini, bir yöneticinin (yani Cem Vakfı Avrupa Temsilciliği'nden) 1000 Euro ödeyip bronz listeye girdiğini..." yazıyor. İlginç Tuhaf Demokratlar ve Tayyip Erdoğan bir arada. Bu arada yanlarında ve bağışçı Alişan Hızlı. Bu arada Cem Vakfı koordinatörlüğünden temsilciliğe geçmiş sayın Hızlı. O açılışta konuşuyor olmalı. Çok anlayamadım. Anlayamamamın nedeni söyledikleriyle açılan yerin bağlantısıdır. Okuyalım; "Eğer Alevilik İslam'ın dışında ise Allah'ını, kitabını, peygamberini ortaya koyun. Bu konularda net konuşun, diyorum. Ona da yanaşmıyorlar.
Daha gerilere gidiyorum yine aynı gazete. Hızlı’nın o zaman başka bir komitede görevi varmış. Alevi İnancı Koruma ve Yaşatma Komitesi. Ancak komite adına başka hiçbir bilgi ve belgeye ulaşamadım. İlk ve son açıklamasını da yine bu gazetede yapmış. “İslam'ı reddeden Alevi olamaz.” başlığıyla o da. Açıklamasına dönelim; "…Hatta imza topladılar, biz azınlığız diye. Bunlar ileride Türkiye'den toprak talebinde bulunacaklar. Bazı lobilere taşeronluk yapıyorlar."…” Biz, Türkiye Cumhuriyeti'nin birliği, bütünlüğü ve beraberliği için çalışıyoruz. Ve bunun için de dua ediyoruz." 28 Eylül 2005, Ünal Arslan - Selçuk Çiçek imzalı haber.
Cem Vakfı Avrupa Koordinatörü Hızlı başka bir etkinlikte konuşuyor; "Türk Alevi-İslam aydınlanma hareketi diye adlandırmak istediğim bu onurlu yolun bayrağını çekmekten dolayı kendimi mutlu hissediyorum." demiş. Ne mutlu ona. Gecede Alevi ve Sünni olarak dualara birlikte iştirak edilmesine dikkat çekmiş ve "Demek ki; arzu edildiğinde yan yana durarak dayanışma gösterebiliyoruz. Aleviliği İslam dışı göstermek isteyenler, kendi siyasi fikirlerine peşkeş çekmek isteyenler pişman olacaklardır. Alevilik kimsenin tekelinde değildir. Kim ne yaparsa yapsın Türkiye'nin birliğini bozamayacaktır. Biz et ve kemik gibi birbirimize bağlıyız. İsmini henüz koyamasam da, 'Türk Alevi-İslam aydınlanma hareketi' diye adlandırmak istediğim bu onurlu yolun bayrağını çekmekten dolayı kendimi mutlu hissediyorum." şeklinde yine bir paranoya ile bağlamış cümlelerini. Stuttgart 26 Ekim 2005 Ali Çelebi’nin haberi. Acar bir muhabir olarak haberi yapanlara saygım gereği adlarını terennüm etmeden geçmeyeyim.
Ancak bu paranoyak sözler başına bela açmış olmalı. Çeşitli şiddetvari sorunlar yaşıyor, tepkiler alıyor. Bu durumu görüp de canını feda eden biri için bu tür durumlar pek önemli değil elbette. Ancak karşılaştığı ithamlar ilginç. Öncelikle Alişan Hızlı’nın bileğini havada sallayışını okuyalım; "Allah'a bir can borcum var, gerekirse ülkemin menfaati, barış, sevgi ve hoşgörü için onu da feda ederim. Toplumsal bütünlüğü kavgayla değil, hoşgörüyle sağlamalıyız" Yine bir paranoyak durum. Okuyan olarak biz mi ilginciz yoksa Hızlı mı size bırakıyorum. Neden normal bir açıklaması yok ki böylesi durumlar karşısında.
Öncelikle şu cümle bu haberlerde dikkat çekiyor; “Türk toplumunu bütünleştirici çalışmalarıyla tanınan Cem Vakfı Avrupa Koordinatörü Alişan Hızlı.” Çok gururlanmış olmalı Hızlı bu sözlerle. O bir kahraman. Bir bütünleştirici. Bir devlet adamıyla düzenli olarak buluşmayı hak ediyor. Ancak hazin de çünkü haberin devamına göre; “Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik'i Berlin'deki makamında ziyaret etmesinin ardından geldiği Solingen'de, Sefa Ü. adlı kişinin fiziki ve sözlü saldırısına maruz” kalıyor. Diyalogları şöyle gelişiyor (Bu arada Solingen kenti yöneticileri ve halkı 1993 Mayısın da bir evin kundaklanarak orada bazı Türk kökenli vatandaşların yanarak ölmelerinin unutulmaması için evin olduğu yeri yıkarak, yananların anısına sembolikte olsa bir tasarım yerleştirmiş ve katliamları kınadığını belirtmiş bir örnek kenttir. Darısı aynı şiddeti yaşamış ve hala kendini affettirememiş öbür ‘S’ ile başlayan kentimize; Sivas’a);
Lokalde Sefa Ü. yanıma gelerek, 'Sen afişleri sökeni arıyormuşsun o benim' dedi" diye konuştu. Sefa Ü.'nün kendisine, "Bir Alevi olarak sen nasıl devlet adamlarıyla biraraya gelip konuşursun!" gibi cümleler sarf ederek, fiziki saldırıda bulunmak istediğini kaydeden Hızlı, "Muvaffak olamadı, ancak sözlü saldırılarına devam etti" dedi.” Kaynak bu sefer bir elektronik haber sitesi: Haber3.com.
Devam cümlesi ise bir jargonla sürüyor; “Berlin Türk Cemaati Başkanı Taciddin Yatkın'la birlikte saldırıya uğradı. Saldırgan Hızlı'ya 'faşist' olarak da küfretti.” Biçiminde sürüyor. Demek ki birileri sayın Hızlı’yı böyle tanımlıyor, bu nedenle saldırıyor. Bu haberden hareket ederek başka ne geçmiş bu konuşma aralarında ona ulaşalım; “Birisi bize ‘Faşistler Türk Devleti ile işbirliği yapıyorsunuz” Bu saldırının gerekçesini bilmemekle birlikte, Hızlı, “Yapacağımız Muharrem Cem’inden rahatsız olanların saldırının arkasında olduğunu düşünüyoruz” diyor. Ancak başka önemli bir durumu da bildirmeden edemiyor; “Diyanet işlerinden cemevleri için imam istemedik. Hiçbir şekilde Diyanet İşlerinden Cem Vakfı olarak imam talebinde bulunmadık. Ayrıca cemevine Türkiye’den de imam gelmeyecek. Bu yönde bir girişimimiz yok. Bu tür haberleri nereden çıkarıyorlar anlamıyorum” diyor. (Haber; Ali Varlı Berlin) Biz de anlamıyoruz, bu tür haberler nereden çıkıyor. Yerin kulağı olmalı…
Korku Soruları ve “Ajanlar” Devri
Başka bir yazıda din devlet ilişkilerini bölücülerden silkelemeye çalışan Hızlı’nın başka bir ilişkisini açığa vuruyor. Anlamak çok güç. Neyi mi? Alişan Hızlı’nın bu tür ilişkileri nasıl kurduğu. Okuyalım; “Cem Vakfı Avrupa Temsilcisi Hızlı’nın uzun süreden beri Fethullahçılarla yakın ilişki içerisinde olduğu belirtiliyor. Hızlı ayrıca, dinci ve milliyetçi çevreler tarafından Almanya’da düzenlenen toplantılarada da sıkça boy gösteriyor. Fethullah Gülen tarikatıyla Cem Vakfı arasındaki yakınlaşma Türkiye’de de başlamıştı. (Köln/Evrensel 18 Mart 2007) Her ağacın kurdu kendi içindedir derler. Böyle bir şey olmalı bu kurt hikayesi. Yoksa Daha büyük ağaçlara sığmayan bir kurt hikayesi mi. Mesela Asena efsanesi gibi. Bu konuyu da bir internet dostunun eleştirisiyle, sitemiyle olura bırakmak doğru olacak. Herşeyi kendimiz söylemeyelim. Bölücülerin sayısının da az olmadığını göstermek bu acarlık halinde de olsa görevimiz olmalı; “Sünni Diyanet senelerdir Alevilere her çeşit zülüm yaparak bitirmeye çalışıyor. Ben bunu biliyorum bu benim zoruma gitmiyor. Zoruma giden Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı Başkanı ve onun yardımcısı Almanya Koordinatörü hain Alişan Hızlı eliyle bizi ya Şii ya da Sünnileştirmek istiyorlar.” Bu sözün içeriği ağır olabilir. Ancak Hızlı’nın sözleri yanında pek masum sayılır, okudukça tutum ve amaçlarını. Bu yönde onu benden önce izleyenler olmalı ki çeşitli sorular soruyorlar. Bu sorular da benim Hızlı gibilerini hemen kavramamı sağlıyor. Bu sorulara verecek yanıtı varsa zaten Cem Vakfı ve şürekasının sadece bu topraklarda değil diasporada da aynı işi yaptıklarını yeterince ortaya koyuyor.
“Cem Vakfı Avrupa Koordinatörü Alişan Hızlı’nın danışmanlığını Avrupalı Ülkücülerin eski Lideri Musa Serdar Çelebi mi yapmaktadır..?”
“Berlin de, Milli Görüş, Diyanet ve Ülkücü Nizami Alem Ocakları ile birlikte ‘Kutlu Doğum Haftası’ kutlanmış mıdır..?”
“Musa Serdar Çelebi ve Alişan Hızlı kimdir? Neden bu pan-türkist ve İslamcı kişiler Avrupa'da Cem Vakfı adına Zaman Gazetesi’ne demeç verirler, neden Almanya'da MHP ve AKP'nin yan kuruluşlarının toplantılarına katılırlar, bağış yaparlar? Neden?”
İnanın sorular bana ait değil. Yukarıdaki yazıları benim gibi okuyanlar ve soru soracak kadar bu ilişkileri bilenlere ait. Bu nedenle bir eziklik duymuyorum elbette. Bu kadar ağır ilişki ağına benim hafızam ve Alevilik kültürüm izin vermez sadece. Alevilik bu süreçlerin içinde demeye dilim varmıyor. Ancak sorularla çoğaltabiliyoruz bu sürecin kirliliğini ve bu kimliklerde kendini var eden ilişkileri.
Şimdi bu kadar yazılırda bu acar halle daha ileri gidilmez mi? Gidilir. Almanya’ da bir cemevi merkezi civarındaki bir etkinlikten sonra konuşuyoruz oradaki dostlarla. Konu dolanıp geliyor Almanya’daki Alevilik çalışmalarına ve bir dostumuz içindeki acıyı faşediyor; Alişan Hızlı’nın polisle çalıştığını, ajan olduğunu bana beraber iş yaptığım bir Alman polis söyledi” deyiveriyor. Önce anlamak zor oluyor. Duymamazlıktan geliyorum. Yanlış anladım herhalde diyerek. Bir daha soruyorum. Tekrarlıyor. Buna emin misin diyorum. “İspatlayabilirim diyor. Alman polis arada sırada işlerimden dolayı karşılaştığım biri ve kendi belgeleri arasına böyle olduğu girmiş durumda” diyor. Anlıyorum bu tür insanlar boş yere paranoyak söylemlere sahip değil. Ancak iyi yetiştirilmemiş. Kendi dilini değiştirirken bu ‘ajanlarının dilini’ değiştirmeyi başaramamışlar, ilgili merciler. Hem de en ‘azılı’, pardon yararlı olanlarınınkini bile.
Yukarıda benim yazıya başlama gerekçemde, soru soran Alevilerin de ne kadar saf kaldıkları anlaşılıyor değil mi. Tük Büyükelçisine de bu yakışır zaten. Böyle insanlarla dolaşılır elbette. Hızlı, son açıklamalarında Reha Çamuroğlu’nu savunuyordu. Çamuroğlu’nun yerinde olsam bu tür ilişkilere heba etmem kendimi. Çünkü uzun erimli politika her şeyi kaldırmaz. Önlem almak gerek.
Daha fazla söze gerek kaldığını sanmıyorum bu son cümlelerden sonra. Bir ilişki ağı bizi buralardan da gözetliyor ve bölücüler maskesi altında paraya, pula ve ihanete çeviriyormuş. Zaman Gazetesi de az uyanık değilmiş, ben gibi acar muhabirlere göre. Bir bizim haberimiz olmamış, haberiniz ola.
HASAN HARMANCI

Konu: alevi ajan
aleviliğin içini boşaltıp saz çalıp türkü söylemekle eş değer kılan herkes ajandır.suçlu aranıyorsa çağı yakalayamayan alevi dedelere göz atılsa yeridir.
cem tv de görüyoruz perşembe akşamları. hiç kimse sormuyor kültürümüzü yaşatan değerlerle ilgili filimler kaset olarak satılıyorda cem tv de niye yayınlanmıyor diye. sabahtan akşama kadar ağustos böceği gibi saz çalıp türkü söylemekle alevilik görevini yerine getirdiklerini sananlar vede aleviliğin sadece bundan ibaret olduğunu göstermeye çalışanlardır alevi düşmanı ve ajanı.
Bağlantı »